Prematüre Nedir?

Prematüre Nedir? 2016-11-10T11:33:10+00:00

Prematüre Bebek Nedir?

Normal koşullarda doğum 38 ile 42. haftalar arasında gerçekleşir. 37. gebelik haftasını doldurmadan doğan bebeklere prematüre diyoruz. Ancak ülkemizde yüzde 10 gibi azımsanmayacak bir oranda bebeğin doğumu daha erken gerçekleşmektedir.

Prematüre doğum farklı sebeplere bağlı olarak yaşanmaktadır. Annenin yaşı, doğum sıklığı, çoklu gebelik durumu bazı kronik hastalıklar erken doğum için risk oluşturabiliyor. Bunun yanı sıra anne adayının beslenmesinin yetersiz olması, sosyoekonomik seviyesinin düşük olması, yaşanılan coğrafi bölgenin özellikleri, anne adayında ciddi anemi (kansızlık), sigara kullanımı, rahimdeki yapısal bozukluklar ya da tümör gibi etkenler erken doğum riskini tetiklemektedir.
premature_blogpost_6Prematüre bebekler normal bebeklere kıyasla risklere daha açıktır. Bu nedenle prematüre riski taşıyan anne adaylarının erken doğum alanında uzman hekimler kontrolünde, prematüre bebek bakımının sağlanabileceği merkezlerde doğum yapması önerilir.

Bebeğinizin bakımı bir yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YDYBÜ) gerçekleştirilecektir. Burada ileri teknoloji ve uzman sağlık personeli bebeğinizin hizmetinde olacaktır.

Bebeğiniz, sıcak tutulması için bir kuvöze konacaktır. Standart bir beşiğin aksine bir kuvöz, bebeğin etrafını tamamen sarar ve bu da ısının korunmasına ve infeksiyon olasılığının düşürülmesine yardımcı olur. Bebeğiniz gerekli işlevleri kendi kendine yerine getirebilecek düzeyde güçlenene kadar gerekli olduğu takdirde solunum cihazları ve besleme tüpleri gibi başka ekipmanlar da kullanılır.

YDYBÜ’de çalışan sağlık uzmanları arasında yenidoğan uzmanları (hasta ve erken doğmuş bebeklerin bakımı konusunda uzmanlaşmış pediyatristler), solunum terapistleri, uğraşı terapistleri, diyetisyenler, emzirme uzmanları, eczacılar bulunur.

Prematüre bebekler gerekli koşullar yerine geldiğinde taburcu edilebilirler fakat özel bakımları bir süre daha evden devam eder. Hayata erken başlayan bebekler ortalama 34-35 haftaya ulaştıklarında, yoğun bakım ünitesi dışında yaşayabilecek hale gelirler. Hastane sonrasında büyüme ve gelişme takibi için düzenli bir takip planı oluşturulur.

Türkiye’de her yıl 140.000 bebek erken doğuyor. Prematüre bebeklerin tedavisi oldukça uzun soluklu bir süreçtir ve hayata erken başlayan bebeklerimizin tedavileri yoğun bakım ortamında günlerce süren yakın takip gerektirmektedir. Modern tıbbın gelişmesi, son yıllarda ülkemizde bu alanda yapılan yatırımlar (klinik sayısı, ilgili uzman sayısı ve teknik ekipman vb.) derneklerin bu alandaki yoğun çalışmaları ve alanlarında uzman sağlık personelinin çabalarıyla tıbbi prematüre bebek bakımı konusunda ciddi iyileşmeler sağlanmaktadır.

Prematüre Bebekleri Bekleyen Başlıca Sağlık Sorunları

Hayata erken başlayan bebeklerin vücutlarında yağ dokusu az, yüzey alanı geniş olduğundan vücut sıcaklıklarını koruyamazlar. Biz bu duruma “hipotermi” diyoruz. Hipotermi yaşayan bebeklerin uygun görülen süre için kuvözlerde kalması hem gerekli vücut ısısı ve nemin sağlanması hem de enfeksiyon riski düşürmesi açısından gereklidir.
Prematüre bebeğin gelişimini tamamlayamamış akciğerlerinde “surfaktan” adlı maddelerin salgılanması yetersizdir. Surfaktan, akciğerlerdeki hava keselerine yayılan ve bu keselerin açık kalmasına yarayan bir maddedir. Hava keselerinin açık kalması, akciğerlerden kan dolaşımına oksijen iletilmesi ve vücuttan karbondioksit uzaklaştırılması için gerekli. Bebeğin solunumuna yardımcı olabilmesi için ventilatöre (solunumu destekleyen cihaz) bağlanması gerekebilir. Eksik surfaktan ilaç olarak verilir.RDS prematüre bebeklerde sıklıkla rastlanan acil ve hayati solunum sorunlarından biridir. RDS görülme sıklığı bebeğin doğum haftası ve  doğum ağırlığı ile ters orantılıdır.
Solunumun 20 saniye ve üstü süreyle durması durumuna apne diyoruz. Apne sırasında bebek nefes almayı keser, kalp hızında yavaşlama, cilt renginde solma, morarma veya mavileşme gerçekleşir. Prematüre apnesi bebek yaklaşık 2 ile 7 günlükken başlayıp günde 1 defa da olabilir, gün içinde defalarca da tekrarlayabilir. Bebek doğum tartısı ne kadar azsa ve ne kadar erken doğmuşsa apne sıklığı ve şiddeti o kadar fazladır. Apneleri olan bebek yakından izlenmeli ve apnelerin enfeksiyona veya bir başka hastalığa bağlı olup olmadığı ortaya konmalıdır.
Sarılık, yenidoğan bebeklerin %60’ında, prematüre bebeklerin %90’ında görülür. Vaktinde doğan bir bebeğin hafif sarılığı (örn. 10mg/dL bilirubin) tedavi bile edilmeden kendiliğinden geçebilir. Ancak aynı değerler bir prematürede hayati risk oluşturmaktadır.
Bağırsakların olgunlaşmamasından kaynaklanan ve hayati risk teşkil eden bir hastalıktır. Özellikle prematürelerde ve anne sütü dışında beslenenlerde daha sık görülür. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde izlenen bebeklerin %1-10′nunda görülmektedir,%90′ını preterm,%10′unu term bebekler olarak düşünebiliriz.
Doğum ağırlığı bin 500 gr.’dan az olan, solunum cihazına bağlanmış, kan değişimi ve menenjit geçiren bebekler işitme kaybı için yüksek risk grubunu oluşturuyor.
Enfeksiyonlar, bağışıklık sistemleri çok yetersiz olan bu bebekler için hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle yoğun bakım ünitelerinde çalışanların sık sık ellerini yıkamaları ve ortamın sterilizasyonu çok önemlidir.
Erken doğan bebeklerde retina hasarı yapan ve körlükle sonuçlanabilen bir göz hastalığıdır. Genellikle 1.250 gram altında doğan bebeklerin %7’sinde retinopati gelişiyor.

Bu nedenle erken doğan bebeklerin muhakkak göz doktoru kontrolünden geçmesi gerekmektedir.

Bu damar, fetüste aortla akciğer atardamarları arasındaki bağlantıyı sağlar. Bebek doğup oksijenli ortama geçince bu damar büzülür ve kapanır. Prematüre bebeklerin bir kısmında bu damar kapanmaz ve kalbin iş yükü artar. Bebek solunum zorluğu çeker, dolaşımı bozulur ve kalbi büyür. Bu damarın kapanması için bazı ilaçlar verilir. Olguların yüzde 85’i ilaçla kapanır, kapanmayanlarsa ameliyat edilir.  
Bebeklerde anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken günlerde kan akımının ve oksijen miktarının azalmasına bağlı olarak beyin hasarı olabilir. Periventriküler lökomalazi, beyin sıvısının dolaştığı boşlukları çevreleyen beyin dokusunun yumuşaması ki bunun da nedeni, buradaki dokunun ölmesidir. Erken dönemde hiçbir bulgu göstermez, gelişmesi 3-4 haftayı bulabilir. Hastalık, bebeğin beyin dokusunun resminin alınmasını sağlayan USG ve MR ile araştırılır. Özel bir tedavisi yok. Kalıcı hasar bırakıp bırakmadığı bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişiminin takip edilmesiyle anlaşılır.
Bebek, doğumla oksijenli ortama hızlı geçiş yapar. Bu  durum, kan üretimini azaltır. Prematüre bebeklerde bu tablo, daha ağır seyreder. Sorun, bebeğe kan verilmesiyle çözülmeye çalışılır. Ayrıca ilaçlarla korunma sağlanır .Hayatlarının ilk haftasından 18 aya kadar yakın izlenmesi ve tedavisi gerekmektedir.

Bu hastalıkların her biri başlı başına ciddi tedavi, bazen uzun zaman ve çok özel bakım gerektiren risklerdir. Ancak alanında uzman hekimlerin ve gerekli donanımın bulunduğu merkezlerde tedavilerin gerçekleşmesi mümkündür.